Atalarımız CEO olsaydı-3

Atalarımız CEO olsaydı–3 (Tersine Mentorluk)

On yılların hatta yüz yılların deneyimi ile oluşmuş atasözlerimizin ve deyimlerimizin, iş hayatı için derlenmesi ve hatırlanması önemli. Yazı dizimize devam ediyoruz ve bu yazıdaki atasözümüz: Bir senden büyüğün, bir de senden küçüğün sözünü dinle. (Önemli bir işe girişecek kimse sadece kendi düşüncesiyle yetinmemeli, büyüklerin tecrübe, bilgi ve görüşlerinden istifade etmelidir. Bazı küçükler de akıllı düşünceler ileri sürebilirler. Bundan dolayı istişareye küçükleri de katmalı, bazen onlara danışılmalıdır.)
Aslında yıllar önce söylenmiş bu söze bugün verdiğimiz isim “Reverse Mentoring” yani “Tersine Mentorluk”
İnsanlar genelde, iş hayatında veya bir kurumda uzun yıllar çalıştıkça öğrenecek şeylerinin azaldığına ve hatta kalmadığına inanmaya başlıyorlar. Bu durum; teknoloji ve yeni uygulamaların hayatımıza giriş hızının çok yavaş olduğu dönemler için belki kısmen doğru olabilirdi ancak artık öyle değil.
Y kuşağı iş hayatına girmeye başladığı dönemlerden itibaren yapılan araştırma, sunum ve tartışmaların içerisinde bolca bulundum. X ve daha üst kuşaklarda gözlemlediğim duyguları/söylemleri kronolojik olarak şu şekilde sıralayabilirim:
  • Bilinmezliğin endişesi (kimlerdir, ne derler, ne yaparlar, hangi gezegenden!)
  • Şikayet etme (talepler-talepler-talepler)
  • Dertlenme (iş yapış şekli, kurum kurallarına uyum, yine talepler-talepler-talepler)
  • Farklılıkları anlama, onların taleplerini paylaşma (iş-özel hayat dengesi iyi bir şey!)
  • Umut (aslında farklılıkları avantaj, aynı anda çok fazla işe odaklanabiliyorlar, teknoloji kullanımı ve network de fena değil)
  • Birliktelik (aslında bizim de onlardan öğrenecek şeylerimiz var)
Tersine Mentorluk en genel tanımı ile, daha az deneyimli bir çalışanın karşılıklı beceri, bilgi ve bakış açısı paylaşımı amacıyla daha deneyimli bir çalışan ile profesyonel bir arkadaşlık ilişkisine girmesini ifade ediyor. Buradaki mentor-mentee bağlantısının temel belirleyici noktası tecrübe veya yaş yerine, gelişme ihtiyacı bulunan alanlardaki “beceri ve bilgi” seviyeleri arasındaki farklar.
Y kuşağının daha deneyimli çalışanlara en büyük katkısının teknoloji ve sosyal medya kullanım etkinliği konularında olduğunu görüyoruz. Deneyimli çalışanlar ise, bu vesileyle birebir olarak görüşebildiği kişilere farklı bir vizyon katabiliyorlar. Tabii ki bu uygulama ile sadece beceri ve bilgi aktarımı olmuyor. Geçirilen vakit sayesinde kuşakların birbirlerini daha yakından tanıması, diğerinin gözünden iş hayatını görebilmesi sağlanıyor. Bu sayede patavatsızlık-açık sözlülük, temkinlilik-değişime direnç, gizlilik ihlali-bilgi paylaşımı gibi uçlarda tanımlanıp değerlendirilebilen konularda ortak noktalar bulunabiliyor.
Tabii ki atasözümüzün de özünde yer alan “bilgi ve beceri öğrenme” nin ötesine geçip “fikir ve önerilerin” de alınıyor olması. Yakından tanıdıkça yaratılan sinerji sayesinde zaten var olan bu tip paylaşım da çok hızlı bir şekilde artıyor olacak. Özel hayatımızda çocuklarımızdan bile çok şey öğrendiğimiz günümüzde X kuşağı için de Z kuşağı mentorlere hazır olma vakti…